BARIŞ MANÇO ROCK DERNEĞİ RESMİ SİTESİ
Türkiye'nin En Kaliteli ve En Büyük Kültür,Sanat,Müzik,Gezi ve Barış Manço Portalı
Ana Sayfa      Pop Müzik

POP MÜZİK
Kulaklarımızdan silinmeyen tınılar...Aşk müzikleri ...
Romantizim ,eğlence ve popüler müziğimiz... 
 
 
Türk Pop Müziği Tarihi - 1
Batı müziğinin Türkiye'deki tarihi, 1826'ya dek uzanır. II. Mahmut, Yeniçeri ocağını "Osmanlı'yı temsil etmekten uzak" olduğu gerekçesiyle kaldırır, daha 'batılı' bir ordunun kurulmasını sağlar. Mehter müziğinin, giysilerinden yürüyüş düzenine kadar her şeyi değişen yeni orduya uymaması üzerine arayışlara girilir, Mehtehane kapatılarak yerine Muzika-yı Hümayun kurulur, bu yeni oluşuma uygun marşlar yazdırılmasına karar verilir. Bunun için Avrupa'dan getirilen bir müzisyen, Manguel, başarılı ...Yazının devamı...
 
 
Türk Pop Müziği Tarihi - 2
'62-'65 arası, Anadolu-pop'un önemli isimlerinin müziğe başladığı ya da tanındığı dönemdir. Ama aynı yıllarda tanınan başka bazı orkestralar, bu alan dışında yaptıkları çalışmalarla ilgi görürler. Bu arada Ersan Erdura 1963'te, Erol Evgin de 1964'te düzenlenen amatör ses yarışmalannda birinci olur ve müziğe başlarlar. 1964, '70'lerde pop müziğe damgasını vuracak Beyaz Kelebekler'in de kurulduğu yıldır. '70'lerin pop aranjörlerinden Baha Boduroğlu'nun ve Ömür Göksel'in müziğe başladığı yıl da ...Yazının devamı...
 
Türk Pop Müziği Tarihi - 3
Türkiye'de oturmuş bir müzik endüstrisinden söz etmek '70'li yıllar için pek olası değil, Bu anlamda, Ali Kocatepe'nin kurduğu 1 Numara plak şirketi önemli bir girişim. Ancak daha önemlisi, 1972 yılında Şanar Yurdatapan ve Attila Özdemiroğlu'nun kurduğu, Türkiye'nin ilk prodüksüyon şirketi olan ŞAT Yapım. Bünyesinde barındırdığı müzisyenlerin yanı sıra dışarıya da iş yapan ŞAT Yapım, bir dönemin en önemli organizasyonlarından birisi olan 1. Topluiğne Beste Yarışması'nın da düzenleyicisi. TRT ...Yazının devamı...
 
 
 
 
 
 
ALTIN MİKROFON TARİHİ
 
 
 
 
BİR ZAMANLAR ARAJMANLARI DİNLEYİN
 
 
 
 

 

Ayın Röportajı : Soner ARICA
 

"Yarın Her Şey Değişebilir" isimli yeni albümüyle müzik marketlerde yerini alan Soner Arıca albümü hakkındaki soruları yanıtladı: "Birinin yaşadığı hüzne hüzünlenerek yazdığım bir şarkı, bazen iki kelimeyle iletebileceğiniz bir umut mesajı tatmin etmez ya sizi, işte o yoğunlukla yola çıktım yazarken..."

Yeni albümünüzün ismi "Yarın Her Şey Değişebilir", albümde de böyle bir şarkı var, bu şarkının hikayesini ve albümünüzün hazırlık aşamasını anlatır mısınız?

Birinin yaşadığı hüzne hüzünlenerek yazdığım bir şarkı, bazen iki kelimeyle iletebileceğiniz bir umut mesajı tatmin etmez ya sizi, işte o yoğunlukla yola çıktım yazarken… Bu şarkıyı dinleyen, aşk için anlamlandırabilse bile daha çok yaşamın ta kendisini hedef aldığım belki de aşk dışında da bir şeyler yazmak istediğimden ortaya çıktı bu şarkı ama albümün diğer şarkıları yine gerçek aşk duygularına dokunan son derece romantik şarkılar, en hareketlisinde bile aşka dair bir hüzün var.

İlk klip hangi şarkıya çekilecek? Sizce bu albümde hangi şarkılar Soner Arıca klasikleri arasına girecek?

İlk klip konusunda ilk defa bir albümde çelişkideyim, bu tamamen şimdiye kadar albümü dinleyenlerin de değişik şarkılarla ilgili yorumlarından kaynaklandı. İlk klip ne olur bilemiyorum ama "Neredeydin", "Kayıp", "Sıra" ve "Yarın Her Şey Değişebilir" mutlaka kliplenmeli. Bu şarkılara "Bitmeyen Sevda" da eklenebilir, yıllar sonra yine aynı sevgiyle dinlenecek şarkılar arasında.

Soner Arıca uzun süredir ortalarda fazla görünmüyordu, yeni albümünüzle birlikte nasıl bir promosyon dönemi geçirmeyi planlıyorsunuz?

Albüm ve klip yapmak dışında sahne ve konser çalışmalarım hep devam etti. 3 yıldır Cumartesi geceleri Nanna'da sahne alıyorum. Bu arada iki tiyatro oyununda rol aldım, turneleriyle beraber iki yıl sürdü. Şimdi albüm için elbette radyo ve TV programlarına katılıyorum ama asıl inandığım şey şarkıların radyo kanalıyla dinlenerek benimsenmesi ve kendilerine yer bulması ya da konserler aracılığıyla dinleyiciye ulaşabilmesi çok daha etkili geliyor bana.

Yeni albümünüzde kimlerle çalıştınız? Kendi şarkılarını yapan ve söyleyen bir sanatçısınız, bu albümde yer alan şarkılarınız ne kadar sürede ortaya çıktı?

Albümüme aranjör olarak Sezgin Gezgin, Febyo Taşel, Erhan Tekyıldız, Mustafa Budan, Oykan Atay, Selim Çaldıran ve Erol Temizel katkıda bulundu. Şarkılarda benim dışımda Sezgin Gezgin, Mustafa Budan, Soner Çınar, Fikret Şenes, Bedri Rahmi Eyüboğlu imzaları var. Aslında son 8 aydır yoğunlaşmış olsak da 4 yıldır üzerinde plan ve çalışma yaptığımız bir albüm diyebilirim yani kısık ateşte demlendiler...

En fazla klip çeken sanatçılar arasındasınız, şu güne kadar kaç klip çektiniz ve yeni albümde kaç şarkınızı kliplendirmeyi planlıyorsunuz?

45 klip var bugüne kadar, bu sayı 50 olur bu albümle.

"Tanrı Misafiri" ve "Karadut" adlı şarkıları coverladınız, bu şarkıları yeniden yorumlamak nereden aklınıza geldi?

"Tanrı Misafiri" çok sevdiğim bir şarkıydı, yorumlamak için uygun bir zaman bekliyordum. "Karadut" yine çok önemli bir aşk şarkısı, sözüyle müziğiyle çok özeldir, öneri bestecisi Mustafa Budan’dan geldi ve kabul ettim, klasik bir şiir olduğu için ayrı bir önemi var. Her iki şarkının da yıllar sonra yine en çok dinlenen şarkılarım arasına gireceğine inancım sonsuz.

Son dönemde yapılan albümleri nasıl buluyorsunuz? Beğendiğiniz isimler kimler?

Öncelikle sektörde oluşan daralmaya rağmen şarkı yapan ve dinleyiciyle paylaşan herkesi kahraman kabul ediyorum. İzel ve Işın Karaca albümlerini sevdim, proje ve concept albümleri önemsiyorum. Açıkçası "işte budur" dediğim yeni bir şarkıya da çok rastlamadım ama başta söylediğim gibi bu döngüye şarkı ve albüm yapmak alkışlanacak hareketler.

Albümünüzün promosyonu dışında şu günlerde uğraştığınız başka bir proje var mı?

Şimdiden bir sonraki mini albüm için çalışmaya başladım ama klipler ve konserler biraz zamanımı alacak. Ayrıca ikinci kitabım üzerinde çalışıyorum, yıl sonuna yetişir.
 
 
 
 
 
Ayın Röportajı: Murat BOZ
 
 
Müziğe olan ilgin nereden geliyor?

Doğuştan geliyor. Müziksiz bir hayat düşünemiyorum. Profesyonel olarak ilgilenmeden önce de hayatımın büyük bir bölümü müzikle geçiyordu. Mutlu olduğumda, üzgün olduğumda müzik dinliyordum. Hayatımın her bölümünde müzik var. Ama profesyonel olarak olmasa da ilk şarkı söylemeye ilkokuldaki birkaç yarışmaya katılarak başladım. Daha sonra ortaokulda devam ettim. Dereceler almaya başlayınca da müziğe başladım. Daha sonra annemin de desteğiyle Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi’ne girdim. Bu esnada 4 yıl keman ve piyano eğitimi aldım. Daha sonra Bilgi Üniversitesi Vokal Bölümü’ne girdim. Şu an hala İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü’nde devam ediyorum.

Eğer Tarkan’la tanışma fırsatın olmasaydı, sence şu an nerede olurdun?

Şu an farklı bir yoldan gelmiş olurdum. Ama yine burada olurdum. Çünkü o da bir yol. Sonuçta ben sadece Tarkan’la değil, Shakira’yla da çalıştım. Ve bunun yanı sıra bir çok önemli isimle de çalıştım. Tarkan’la çalışmasaydım, yine burada olurdum. Ama farklı bir noktada olabilirdim. Albümüm belki daha erken, belki de daha geç çıkardı. Sadece zaman farkı olurdu. Ama yine burada olurdum.

Tarkan’ın vokalistliğini bırakıp kendi albümünü yapma fikri nasıl ortaya çıktı? Vokalistlik bir basamak mıydı?

Vokalistliği albüme giden bir yol olarak görmedim. Her zaman vokalistlik benim için bir meslek oldu. Bence bu yüzden başarılı oldum ve en iyilerle çalıştım. Ben Tarkan’la konserler yaparken Tarkan bana zaman zaman şarkı söyletirdi. Genelde de “Asla”yı söylerdim. Çok heveslenirdim. Karşımda binlerce insan var. O insanların benim şarkılarımı dinlemesini istedim. Daha sonra insanlar bana albüm teklifinde bulundu ve ben de kabul ettim. O şekilde başladı.

Kendine ait bestelerin var mı?

Var. Bu “Uçurum” single’ında “Ötme Bülbül” adlı şarkı bana ait. Onun dışında yeni hazırladığımız albümde de çok güzel slow ve hızlı şarkılarım var. Bu dönem üretken olduğum bir zamana denk geldi. Yapmaya da devam ediyorum.

Tamamen kendi şarkılarından oluşan bir albüm yapmayı düşünüyor musun?

Gerçekten yaptığım tüm şarkılar içime sinerse ve iyi olduğumu düşünürsem tabii ki çıkartırım. Ama bu tamamen iyi olmasıyla ilgili. Sonuçta ben çok sesliliği ve renkliliği severim. Benim albümümde her telden bir ses olabilir. Şu dönemde üretkenliğimin başında olduğum için öyle bir şey düşünmüyorum.

Müziğinden çok dış görünüşle dikkat çekmek seni rahatsız ediyor mu?

Hayır. Müziğimden çok fiziğimle konuşulmam çok normal. Çünkü henüz müzikal anlamda maratonun başında olduğum için kendimi kanıtlama fırsatım olmadı. Ekrana çıktığımda insanlar yakışıklı, seksi diye sıfatlar takıyorlar. Türkiye’de bu tarz şeyler biraz daha dikkat çekici. Öyle olduğu için de bu özellik daha öne çıkmış gibi gözüküyor. Ama benim müziğimi, şarkılarımı bilen esas kitlem fan kitlem. Gerçekten çok iyi takip ediyorlar. Bütün şarkılarımı çok iyi biliyorlar. Ama bundan kaçmak mümkün değil. Kadınlar için de erkekler için de güzellik, yakışıklılık ve seksilik çok dikkat çeken şeylerdir. Seveniniz çok olur ama sevmeyeniniz ve kıskananınız da çok olur. O yüzden bizim işimiz aslında biraz zor.

Geleceğe dair dizi, sinema projelerin var mı?

Dizi yok. Ama sinema filmi belki olabilir. Çünkü dizi biraz riskli bir iş. Kariyerimde bana bir şey katacağını düşünmüyorum. Ama bize gelen bütün projeleri değerlendiriyoruz. Teklif geldiği zaman Murat Boz kimliğine bir şey katması gerekiyor. Geri dönüşümlerinin negatif olmaması gerekiyor. Negatif olmaması için de ince eleyip sık dokuyoruz. Genelde de gelen teklifler bizde sınıfta kalıyor. O yüzden herhangi bir projeyle gelindiği zaman genel olarak reddediyoruz. İnsanların amaçları bizim üzerimizden para kazanmak. Çünkü bizim hazır bir kitlemiz var. O hazır kitleye bizim sayemizde direkt olarak ulaşabilirler. Ben de bunu şu aşamada istemiyorum. Çünkü ben müzikle geldim. Kendimi o anlamda biraz daha kanıtlamam gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar Murat Boz’u anlamaya başladılar. Bu yüzden; “Dizi şu an benim için son sıralarda” diyebilirim. Ama sinema için öyle düşünmüyorum. Sinema filmine daha farklı yaklaşıyorum. Çünkü sinemada, her gün televizyonda olmadığınız için yüzünüz eskimiyor. Bu benim için çok önemli bir şey. İnsanlar sizi izlemek için bir yere gidip para ödüyorlar. Hem emeğinizin karşılığını alıyorsunuz, hem de insanlar size ulaşabilmek için zaman ayırıyorlar. “Sinema kariyer olarak bana bir şey katabilir” diye düşünüyorum. Bir de önümüzde dizi çekmiş, fakat daha sonra albümleriyle başarılı olamamış insanların örnekleri var. Bunları da değerlendiriyorum.

Bir internet sitesinde Eurovision için yapılan ankette birinci olmuşsun. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Eurovision’a normalde kararlar siyasi olduğu için biraz soğuk bakıyordum. Ama artık bir yarışma olarak değil de, ülke tanıtımı olarak algılıyorum. Bu yüzden Eurovision’a biraz daha ılımlı bakmaya başladım. 1 yıl önce sorsaydınız; “Kesinlikle hayır” derdim. Özellikle Kenan Doğulu’nun katıldığı sene ondan daha iyi bir şarkı olduğunu düşünmüyordum. Ama Kenan 4’üncü oldu. Çok kızmıştım. Artık; “Ülke tanıtımı ve kendi müziğimin tanıtımı için olabilir” diye düşünüyorum.

Eğer katılırsan söyleyeceğin şarkı Türkçe mi olur?

Türkçe de olabilir, İngilizce de. Çünkü ben müzikte sınır tanımıyorum. Türkçe olsun ya da olmasın diye şimdiden düşünmüyorum. Eğer böyle bir şey olursa ne olması gerektiğine o zaman karar veririm.

Türkiye’de çok sevilen isimler çok iyi derece alamamaktan, hayran kitlelerini kaybetmekten korkuyorlar. Tarkan da bu yüzden katılmıyor olabilir mi?

Olabilir. Artık insanlar Eurovision’da, kararların nasıl verildiğinin farkındalar. Balkan ülkeleri birbirlerine oy veriyorlar. Genelde kriter olmuyor. Komşu komşuya veriyor. Böyle bir durum var. Puan anlamında düşünürseniz psikolojiniz bozulabilir. Ben yaptığım hiçbir işe başarılı olamayacağım diye asla girmem. Giriyorsam zaten kendime olan güvenimi hem sahnede, hem de şarkı söylerken en iyi şekilde yansıtabilmem için birinci olacağım havasıyla girmem gerekiyor. Ama orada verilen kararların çok doğru olmadığını da anlamak lazım. Hangi şarkının ne kadar iyi olduğunu az çok anlıyoruz. Ben de Türkiye’yi tanıtmak için gidebilirim. Ama birinci olmazsam; “Hayran kitlemi kaybederim, beni dinlemekten vazgeçerler” diye bir kaygım olmaz. Kaçıncı olursam olayım hayran kitlemin beni dinlemekten, kasetimi almaktan vazgeçeceğini düşünmüyorum.

Albüm kapağındaki gladyatör kostümüyle anlatmak istediğin neydi?

Gladyatörle; korsanla, MP3’le, müzikteki kötü şeylerle savaşıyoruz ve ayaktayız mesajı vermek istedik. Gladyatör onun mesajıdır. Ama tabii ki savaşımız asla kanlı değil. Savaşlara karşıyız.

Saçlarını uzatma fikri sana mı ait?
Evet bana ait. Böyle bir imaj çalışmasına girdik. Albümümüzü yaz başlarında çıkartırken bir fotoğraf çalışması içerisindeydik. Bu konuda eleştirildik. Ama eleştirilmek de güzel bir şey. Bazıları eleştirdi, bazıları beğendi. Ortası yok tabii ki. Saçımı kısa yapsam ya da başka bir model yapsam beğenenler de oluyor, beğenmeyenler de.

Söylenenlere göre saçların konusunda biraz takıntılıymışsın. Saçların dökülüyor mu?
Hayır öyle bir şey yok. Sırma gibi saçlarım var! O konuyla ilgili çok söylenti çıktı. Ama buradan bir gerçekliğinin olmadığını duyuruyorum.

Tarkan’dan sahne ve müzik adına neler öğrendin?
Müzik adına öğrenilmesi gereken ne varsa tecrübe ettim. Sonuçta sadece Tarkan’dan da öğrenmedim. Onlarca, yüzlerce, binlerce konsere çıktım ve o konserlerden kendi müzik hayatıma yönelik çok deneyim kazandım.

Bir popstar olmak için yaşının geç olduğunu düşünüyor musun? “Keşke daha önce çıksaydım” dediğin oluyor mu?
Hayır. Bunu düşünmek için bile çok geç aslında. Hayata pozitif bakmak gerektiğini düşünüyorum. Öyle kaygılarım yok. Sonuçta ne kadar varsanız o kadar varsınız. Öyle bir kaygım asla olmadı.

İlk albümün Stardium’dan çıktı. Zaten birçok genç isim de orada. Sen neden ayrıldın?

Anlaşmazlıklar yaşadık ve ayrılmak durumunda kaldık. Yeni firmamız Dokuz Sekiz Müzik’te, sevgili Ahmet Çelenk’le çok daha huzurlu ve mutlu bir şekilde müzik hayatıma devam ediyorum. Geçmiş geçmişte kalmıştır.

Nil Karaibrahimgil’in “Aşkı Bulamam Ben” şarkısını seslendirdin. Şarkının anlattığı gibi sen de normal hayatında çapkın mısın?

Benim öyle bir dönemim oldu. Bu yüzden de Nil Karaibrahimgil o şarkıyı bana yaptı. Gerçekten bana özel bir şarkıdır o. Biraz klişe bir laftır. Ama ben çapkınlığın erkekte olmadığını düşünüyorum. Bu hayatta kadın istemediği sürece hiçbir erkek bir kadına yaklaşamaz. Çapkın bence kadındır. O anlamda ben çapkın değilim.

Peki erkeklerin çapkın olmak gibi bir durumu yok mu?
Yok. Kadın buna izin veriyorsa bence kadın çapkındır. Sonuçta erkekler genelde kadınlara göre biraz daha atılgandır. Ama atılgan olması kadınlardan kaynaklanıyor.

Eliz Sakuçoğlu’yla olan ilişkiniz devam ediyor mu?
Evet 1 seneyi aşkın süredir devam ediyor. Birbirimizin hayatına saygımız sonsuz. Zaten aynı zamanda iş arkadaşlığımız da var. Murat Boz’un kız arkadaşı yok, Murat’ın kız arkadaşı var. Karşılıklı, işlerimize saygı duyuyoruz. Murat Boz’un hayranları Eliz’i, Eliz de hayranlarımı çok seviyor. Düzeyli bir ilişkimiz var ve çok mutluyuz.
Tüm Hakları Saklıdır. Ekim2009